Atatürk ve Bergama Anýlarý    

13 Nisan 1934 - Atatürk' ün Bergama' ya Geliþi

Ali Ýhsan Güngül’ün Anýlarý

Muhterem okurlar ve Bergama’da yaþayan deðerli  hemþerilerim. Satýrlarýma baþlarken  bizlere bu günlerimizi hazýrlayan  baþta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ümüzü ve kahraman silah arkadaþlarýný  saygý ile anýyorum, ruhlarý þad olsun.

Prehistorik döneminden baþlayan  tarihi ve bir çok kültürel  zenginlikleri olan güzel Bergama’mýz,  Cumhuriyet öncesi bir kenara itilip  unutulmuþluðun  karanlýðýnda yaþarken 1934 yýlýnýn 13 Nisan günü  ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün  Bergama’yý ziyareti ile unutulmuþluktan kurtulup aydýnlýða  kavuþarak  kader çizgisi de deðiþmiþtir. Ve Bergama, Atatürk Bergama’sý olmuþtur.

1964 yýlýnda Atatürk’ün Bergama’ya geliþinin  30 yýlýný kutlama þenliði için  dönemin  Kaymakamý Mustafa Atak,  Belediye Baþkaný adem Turhan Özelli’nin Baþkanlýðýnda  toplanan Ýlçe idare Komitesi  kararý ile  araþtýrýlmasý istenen  ATATÜRK’ün  Bergama anýlarýna  ait (anlatý, yazý ve kaynak þahýslarýn) tespiti için Halk Eðitim Merkezi Kültür Kolu görevlendirmiþti. Bergama’yý Sevenler Turizm Derneði’nin deðerli üyelerinin  de  kýymetli yardýmlarýyla  yapýlan kapsamlý araþtýrmalarda  derlediðimiz  bütün  bilgiler, ATATÜRK günü kutlama  Komitesine teslim edilmiþti.

Nisan 1964 günü  yapýlan kutlamada, Müze Müdürlerimizden  Ýhsan Dirim ile Zübeydehaným  Okulu Müdür vekili  Þeref  Ýzgi derlediðimiz  bu bilgileri  halkýmýza da anlatmýþlardý. Fakat daha sonra ki kutlamalarda  sadece ATATÜRK’ün  Askeri Tatbikatý izlemesi,  Halk evinde verilen yemekte  gençlerle yaptýðý sohbeti, Asklepion’a gezisi  anlatýla geldi.  30 yýlda yapýlan araþtýrmalar,  bir kez 1964 yýlýnda Ýzmir’de basýlan  öðretmen gazetesinde yayýnlanmýþtý. Bu yayýn bir daha hiçbir yerde basýlýp yayýnlanmadý ve anlatýlmadý. Halbuki ATATÜRK’ÜN hiçbir Ýlçeye nasip olmayacak kadar  çok kýymetli ve güzel Bergama anýlarý vardý ki Bergama’nýn kaderini deðiþtirmiþ,  yurdumuzun dünya açýlan penceresi  ATATÜRK dolayýsý ile Bergama olmuþtur. O zamanýn yurt basýnýnda  Bergama’ya ait  yazý ve fotoðraflar yayýmlanarak  Ýlçemizin tarihi ve kültürel  yönlerinin tanýtýmýna yer verilmiþtir.

ATATÜRK’ÜN kurmuþ olduðu, Ulusumuza çok yakýþan  Demokratik Laik  Çaðdaþ cumhuriyetimizin 10. yýlýna erdiðinde genç cumhuriyetimizin  verimlerini mahallinde izlemek, ulusuyla iç içe kaynaþan Kurtuluþ Savaþýmýzdaki  kahramanlýklarýndan  dolayý teþekkür ederek , sorunlarýný dinlemek  gereði ile  yurt gezilerine çýkmýþ gezi planýna  öncelikle Antalya’dan Çanakkale’ye kadar  Ege sahillerinde ki  bütün Ýl ve Ýlçeleri dahil etmiþtir. Çünkü  buralarda ki askeri güçlerimizin durumlarýný görmek istiyor olmasýydý.

Bunun nedeni Avrupa ülkelerinde ki kargaþalar ve sürtüþmeler, ikinci dünya savaþýnýn patlamak üzere olduðu sinyallerini veriyor olmasýydý.  En önemlisi de, o günlerin Ýtalyasý’nýn  Faþist lideri olan  Benito Musolini’nin  diðer ülkeleri tehdit eden  davranýþlarý ile  Ak deniz ve Ege denizini  Ýtalya’nýn bir körfezi  yapmak hayalleri ve kýþkýrtýcý beyanatlarý, Balkan ülkelerini huzursuz etmeye baþlamýþtý. Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya  Türkiye’ninde katýlýp  ve önderliðinde, güvenlik ve iþ birliði adý altýnda  bir anlaþma yapmak istemesi sonucunda 9 Þubat 1934  günü Balkan antantý imzalanmýþtý.

ATATÜRK’ün en önemli ilkelerinden bir de  (Yurtta sulh cihanda sulh) ilkesi idi.   ATATÜRK yapýlan toplantý anýnda “Uyuyan Aslaný uyandýrmasýnlar, ve benim çizmemi ayaðýma giydirmesinler” demesi üzerine  bu söz, Avrupa medyasýnda büyük yanký uyandýrmýþtý. ATATÜRK’ün tümceleri için toplantýdakiler, Mustafa Kemal, “Savaþ çizmelerini mi yoksa Ýtalya haritasýnda ki  Çizmeyi mi? diye  yorumlar yapýnca  Musolini büyük geri adým atarak  her fýrsatta Türkiye ile iyi iliþkiler de bulunmak  istediðini bildiriyormuþ.

Bergama’ya  13 Nisan 1034  ziyaret edeceði günlerde  Ýzmir Valisi Olan General Kazým Dirik  tarafýndan  bir hafta önceden duyurulmuþ, bunun üzerine Bergamalýlar da  askeri Birlikler de yoðun çalýþmalar baþlamýþ. O tarihlerde Bergama’da Topçu Piyade  Alaylarý ile Süvari  birliðinden oluþan  çok güçlü bir Askeri güvenlik bulunuyormuþ. Yine o yýllarda  Müzeden aþaðýda  þehre ait  konut ve tesisi bulunmuyormuþ. Sað taraf Çamlý Parktan Tahriþ’e kadar  topraklý denilen ve halkýn  bahar aylarýnda  piknik yaptýklarý  bayýr, sol taraf ise  Ýzmir Garajýna kadar  arsalar  ve Garajdan Stadyuma kadar olan  Mehmet Yavaþca’nýn  tarlasý,  kapalý spor salonundan Ordu evine kadar  olan bölüm kaptý kaþtý Ahmet’in  tarlasý  Orduevinden aþaðýsý da Zahirci Niyazi’nin  ve Vakýf Zeytinlikleri varmýþ. Askeri Birlikler  iþte bu alanda  tatbikat düzenine göre kurulmuþlar.

ATATÜRK, þimdiki  14 eylül Spor Salonun hizasýnda  arabasýndan inerek Askeri törenle karþýlanmýþtý. Birlik Komutanlarý, Kaymakam, Belediye Baþkaný, Partililer ve Protokole dahil kiþilerle tanýþýp, bir süre sohbet ettikten sonra , Þimdiki Orman Müdürlüðünün oldu yer  olan tarlada ki bir taþýn üzerine çýkarak  verdiði komutla  tatbikatý baþlatýp izlemiþ. Gerçek bir savaþýn canlandýrýldýðý bu tatbikatý  izleyen Bergamalýlar da   heyecanlanmýþ, kalabalýðýn hepsi birden alkýþlayarak “Yaþasýn Gazi Paþa, Yaþasýn Kahraman Ordumuz”  diye  coþkulu bir tezahürat yapmýþlar.

ATATÜRK, bir ara taþýn üzerinden inerek, tatbikat alanýna girmiþ,  mevzilenmiþ olan erlerin  yanýna gelerek , “Burada ne yapýyorsunuz?” diye sormuþ. Bu arada Ahmet Beyler Köyünden  Tevfik Karakuþ adýnda ki  er “Komutanýmýz  karþýdan düþman geliyor dedi bizde karþý duruyoruz” diye cevap vermiþ. ATATÜRK “Hepiniz o tarafa bakýyorsunuz , düþman ya bu taraftan gelirse  ne olacak?” þeklinde ikinci sorusunu yöneltmiþ. Ayný er  “Baþýmýzda sen davrý bir komutan  varken dört  yandan da gelseler bize výz gelir” diye cevap verince  ATATÜRK erlerin sýrtlarýný sývazlamýþ ve yanlarýndan ayrýlmýþ. Bize bu anýyý o günlerde Topçu Alayýnda Batarya Komutaný  olan Emekli Topçu Astsubay  kýdemli Baþ Çavuþ Saadettin Yalçýn anlatmýþtý.

         Bergama’da ki tatbikatý çok baþarýlý gören ATATÜRK, , komutanlarý tebrik ederek  ordan ayrýlýp Bergama Halkevine  gelmek üzere  büyük sevgi gösterileri ile  halkýn arasýnda ilerlerken , 1922 yýlýnda açýlan  ATATÜRK’ün Zübeydehaným Ýlkokulunun  önüne geldiðinde  okulun giriþinde ve Balkonun önünde Annesinin  yaðlý boya ile yapýlmýþ  büyük resmini görünce , durup bir süre bakarak “Muhterem Valideciðim” demiþ  ve Bergama halkýna teþekkür etmiþ. ATATÜRK, bir gün evvel Karþýyaka da ki Anýt Kayanýn yanýnda ki   14 Ocak 1922  tarihinde  vefat eden Annesi Zübeydehaným   kabrini ziyaret etmiþ  ve 13 Nisan sabahýn çok erken saatlerinde Bergama, Dikili, Ayvalýk  ve Edremit’i kapsayan  gezisi için hareket etmiþ ve saat 11’de Bergama’ya gelmiþ.

         Zübeydehaným Okulundan  ayrýlýp 1932 yýlýnda  açýlan Orta Okula gelinmiþ ATATÜRK, Orta Okulda açýlmýþ olmasýndan çok memnun olmuþ. Öðrenci kayýt durumunu sormuþ, aldýðý yanýt üzere “Erkek sayýsý  iyi sayýlýr, fakat kýz sayýsý çok az, kýz çocuklarýnýzý da  Orta Okulda okumalarýný teþfik edin” demiþ. Kayýt defterinin ilk sýrsýnda  kayýtlý olan  Faruk Atlan, için Babasý Sami Altan’ý  oðlunun kaydýnda öncü olduðundan  tebrik etmiþ.Oradan da tekrar Halkevine doðru yürümüþ. Bu anýyý da o zaman  Bergama’da Marif Müdürü olan Haluk Elbe yazdýrdý.

         ATATÜRK, halkýn gittikçe artan sevgi gösterileri ile halkevine gelirken, kendini çok memnun ettiði kadar da; duygulandýran bir olayla tanýþmýþ. ATATÜRK tam Hükümet Binasýnýn hizasýna geldiðinde karþýdan Özel Ýdare sokaðýndan bir kiþi (Albayým, Gazi Paþam, Komutaným hoþ geldin) ben Çanakkale’de ki Salih Çavuþum diyerek yaklaþmak istiyormuþ, fakat korumalar býrakmýyorlarmýþ. O yine ýsrarla (Albayým, Gazi Paþam, Komutaným hoþ geldin) ben Conkbayýrýndaki Salih çavuþum diye yaklaþmak isteyince ATATÜRK’ün gelsin iþareti vermesi üzerine korumalarýn nezaretinde  gelirken yine (Albayým, Gazi Paþam, Komutaným ) (hani Conkbayýrýnda, 10 Aðustos günü senin sol göðsüne þarapneli isabet edipte cep saatini parçaladýðýnda sana su verip, yüzünü de ýslatmýþtým ya! Ýþte o Salih Çavuþum.) deyince ATATÜRK Salih Çavuþun yüzüne dikkatle baktýktan sonra (Peki senin yüzüne gözüne ne oldu böyle Salih?) diye sorunca, Salih Çavuþ (Komutaným sen hasta olup Ýstanbul’a gidince, bizim birlikte karþýya Kum Kaleye yerleþti. Bir sabah baþlayan bombardýman sýrasýnda, bombanýn biri tam üstümüze düþtü, bazý arkadaþlarýmýz þehit oldular, bazýlarý da yaralandý. Ýþte o anda benimde gözüm akmýþ, yüzümde bu hale gelmiþ, bizi Biga’daki sahra revirine götürmüþler. Eh anamýz bizi vatan için yetiþtirmiþ, vatana bütün azalarýmýz feda olsun) deyince orada bulunanlar Salih Çavuþu alkýþlamýþlar. ATATÜRK sýrtýný okþayýp saðol Salih çavuþ diyerek beraberindekilerden ordu Müfettiþi Ýzzettin Paþa’ya (Paþam Salih Çavuþu da notumuza kaydedelim.) demiþ ve halkevine doðru yürümüþ. Bu sýrada General Kemal BALÝKESÝRLÝ Salih Çavuþla ilgilenmiþ. Kurtuluþ savaþýmýzda Bergama için savaþmýþ Cinge Cephesi Komutaný olan yüzbaþý Kemal olarak tanýdýðýmýz ve sonradan General olan kemal BALIKESÝRLÝ Bergama’nýn kurtuluþ günlerinde konuþmacý olarak geldiðinde o gün yaþanan Salih Çavuþ anýsýný bizzat kendisi yazdýrdý.

         1934 yýlýnýn Haziran ayýnýn ortalarýnda Askeri ve Sivil kiþilerden oluþan bir heyet Sancaðý cezalý bulunan piyade alayýnýn Tatbikattaki üstün baþarýsýndan dolayý sancaðý affedilip, Alay Komutanlýðýna törenle teslim edilmiþ. Ayrýca halk arasýnda (kör Salih) diye anýlan Salih Çavuþ’a, Süleymanlý ve Aþaðýkýrýklar Köyleri arasýndaki Hazine arazisinden büyük ölçüde tarla baðýþlanmýþ. Yaptýðýmýz araþtýrmalarda tarlanýn adý “Salih Yeri”  diye tapuda kayýtlýydý.

         Bergama Halk Eðitim Derneðince yapýlan araþtýrmalarda 1950’li yýllarda vefat eden Salih Çavuþ’un kabrini bir bilene rastlayamadýk. (Ey Çanakkale Kahraman Gazisi Bergama’lý Salih Çavuþumuz, huzurla kalplerimizde yatýyorsun, ruhun þad olsun.”

         ATATÜRK Halkevinin ön giriþ kapýsýna yaklaþtýðýnda, yürüyeceði yerlere serilmiþ olan halýlarý görünce durarak ilgiyle halýlarý izledikten sonra bir halýyý göstererek “bakýnýz efendiler Yüce ulumsuzun sanatkar elleri bizlerin üstün becerisi ile zevkini bu þahesere ne maharetle iþlemiþler. Bu sanat eserimiz sokakta yerlere serilmek ve çiðnenmek yerine gururla saklanmalýdýr” diyerek Kaymakam ve belediye Baþkanýna halýlarýn kaldýrýlmasýný söyleyip halýlara basmadan kenarýndan yerlere basarak halkevine girmiþ.

         ATATÜRK’ÜN ilgilendiði o halý o günü Kaymakamý fikri ÞENGÜL ile Belediye Baþkaný Hasan ÇELEBÝOÐLU tarafýndan halý sahibinin de muafakatý alýnarak, Bergama hatýrasý olarak ATATÜRK’E hediye edilmiþtir. Ad geçen halýmýz yýllar sonra, Saim YAY tarafýndan Ankara Etnografya müzesinde, ATATÜRK’E ait eþyalar kýsmýnda, Bergama halýsý etiketiyle sergileniyormuþ. Bu konuyu 13 Nisan anýlarýndan alarak, Halkevi Yönetim Kurulu Üyesi ve Tiyatro Yönetmeni Saim YAY anlattý.

         Ýlçemiz tüccarlarýndan ve giriþimci iþadamlarýndan Tevfik ARAL, Kamil TINAZ, Hasan NEBÝOÐLU, Ýsmail PAMUKÇU ve Hasan FEHMÝ’den oluþan, o günlerin ticaretle uðraþan kiþileri ile konuk sever Bergama esnaflarýnýn ATATÜRK ve beraberinde gelen bütün misafirlere, Bergama hediyeleri olarak içi ve dýþý sýrlý çömleklerle mayalanmýþ Ali Rýza BOYACI’nýn meþhur Koyun yoðurdu ile teneke kutulara basýlmýþ manda kaymaðý, TÝYELTÝ Köyünden ÇAÇARON dedenin oyma kovanlarda ürettiði halü petekli Çam Balý, Kozak Fýstýðý ve Balla karýlmýþ fýstýk helvasý, Bergamanýn demeli dedesinin meþhur  tahin helvasý, þekerci Veli Ustasýnýn meþhur Halkalý þekeri ile Kozak fýstýklý ve sakýzlý lokumu, Leblebici BEKÝROÐLU’nun Sakýzlý, Karanfilli Bergama Leblebisi, Fýrýncý Rýza KANIK’IN yörede ün yapmýþ Simit Kokulu Has Ekmeði, namý Ýstanbul’a deðin ulaþmýþ ÇALTIKORU Köyümüzün Kelle Koyun Tulum Peyniri ve Ege Bölgesi’nin En Ýyi körüklü Çizme Yapan Ustasý BEYÝN ALÝ’nin en iyi derilerden yaptýðý ve ATATÜRK’E Hediye Olarak verdiði bir çift körüklü çizme de, halý ve gýda maddeleriyle birlikte bütün misafirlerimize ikram edilmek üzere kolilerde paketlenerek dolmuþ þoförü Doç YUSUF’UN dolmuþuna yüklenerek bir ilgilimizle Ýzmir Valilik Makamýna gönderilmiþtir. Bu bilgileri, paketleri hazýrlayan o günün Halkevi Katibi ve Kitaplýk sorumlusu olan Mahmut Celalettin ERPULAT yazdýrdý. ATATÜRK’ÜN Bergamalý Ticaret ve Giriþimci Ýþadamlarý ile sohbeti.

         13 Nisan 1934 Halkevinde verilen öðle yemeðine katýlan genç tüccar ve iþadamlarýndan (Tevfik ARAL, Kamil TINAZ, Hasan NEBÝOÐLU, Hasan FEHMÝ ile Ýsmail PAMUKÇU) yemekten kalkýp, ellerini aðýzlarýný yýkamak üzere lavaboda bulunduklarý sýrada, acele olarak gelen korumalar “Çekilin çekilin gazi Paþa buraya geliyor” diye onlarý lavabodan uzaklaþtýrmýþlar fakat o sýrada kamil TINAZ’IN elleri ve aðzý sabunlu bir þekilde bulunuyormuþ bu durumu gören ATATÜRK gülümseyerek,Kamil TINAZ’A temizlenin diye iþaret etmiþ. Sonrada onlara sohbet etmiþ, kim olduklarý ve ne iþ yaptýklarýný sormuþ onlarýn Ticaret Adamý olduðunu öðrenince Askeri birliklerimizle iþ yapýyor musunuz deyince, hayýr yanýtý aldýðýnda “neden” demiþ. Onlarda Ýzmir’deki yabancý büyük tüccarlardan alýyorlar demiþler. O anda ATATÜRK kaþlarýný çatarak “Olmaz öyle þey, önce kendi tüccarlarýmýz gelir sizlerde onlardan daha ucuza verin sizlerden alsýnlar. Ben gereken talimatý veririm” diyerek lavaboya gitmiþ. Tevfik ARAL çok mutlu bir þekilde oradan ayrýldýk. O anda ATATÜRK’ÜN yüksek milliyetçiliðine bir kez daha þahit olduk. Hakikaten mayýs ayýnýn içinde Bergama’lý bütün tüccarlarý toplayýp, yapýlan anlaþmalardan sonra ihtiyaçlarýný bizlerden karþýladýlar. Ýþte o günkü güzel hatýralarýmýz hala unutamadým. Nur içinde yatsýn diyerek bu anýlarýný bize kendisi sevinçle anlattý.

 ATATÜRK’ÜN Bergama bengisi hakkýndaki gurur verici övgüsü

         Kozak Aþaðýcuma köyünden Mehmet SANDIK Efe ile Bergama Merkez Zeybeklerinden Beyin ALÝ’nin oynadýkalrý, Yerel Halk Oyunlarýmýzdan Bergama Bengisi oynanýrken, ATATÐRK Heyecanla ayaða kalkýnca beraberinde gelenlerde kalkmýþlar. Oyunu büyük bir beðeni ile izlerken, hemen saðýndaki Süvari Generali Fahrettin ALTAY’A (Bak paþa bak, þimdi Bütün yurt sanki bu meydan, bu raksýda bütün ulusumuz birlikte yapýyor gibi) diyerek bengi oyunumuza övgüde bulunmuþ. Mahalli müzisyenlerimizden Hüseyin ÞENLENDÝRÝR ile oðlu Hüsnü ÞENLENDÝRÝR’Ýn sunduðu giriþ müziði Cengari oyunun bengi-birlik-Beraberlik, Cesaret, Mertlik, Yiðitlik ve Hamaseti simgeleyen figürler Ulu Önderimiziz etkilediðinden uzun süre alýþ yaparak taktirlerini göstermiþtir.

   Bu anýyý da bir kez Ýzmir’den bir kez de Tokat’tan milletvekili olarak seçilen Halkevini kurucularýndan ve Halkevi baþkanlarýmýzdan Bergamalý avukat Mustafa Haluk ÖKEREN’in anýlarýndan yazdýk. Þimdi bu oyunumuzu ayný o günki karakteriyle tamamen otantik ve soylu olarak öðreten halk Oyunlarý eðitmeni Vehbi YAZICIOÐLU’na teþekkürler.

ATATÜRK’ümüzün onur vermesiyle Bergama’nýn kazandýklarý

1-1934 yýlýnýn 13 Nisan sabahýnda ilçemize doðuveren ATATÜRK güneþi aydýnlatývermiþti, yýllardýr karanlýktaki yaþamýný Bergamalýlarýn. O öyle bir güneþti ki ýsýtmýþtý yüreklerimizi, kaynatarak kanlarýmýzý, güçlendirdi uyuþmuþ olan canlarýmýzý ve ýþýk tutarak göstermiþti, Özgürce, Çaðdaþ Uygarlýða ulaþmanýn yollarýný.

Ulu Önderimiz Bergama’nýn Tarihi, Folklarik zenginliklerinin yaný sýra doðal güzelliklerini de görerek bu güzel ve böylesine zengin kültür izlerine sahip bir beldenin hak etmediði unutulmuþ ve bir kenara itilmiþlikle kaderine terk edilmesinin asla kabul edilmeyeceðini ve Bergama’nýn Dünya turizmindeki yerini mutlaka almasý gerektiðini ve bunun içinde, bir Þenlik Panayýr düzenlenmesini basýn yoluyla da yayýnlanmasýný istemiþ ve bu konuda Ýzmir Valisi General Kazým DÝRÝK’i vazifelendirmiþ. ATATÜRK’ün direktifiyle il Yönetimi, Ýl genel Meclisinin hemen her toplantýsýnda Bergama Gündemde yer almýþ. Kazým DÝRÝK Trakya Müfettiþliðine atanýnca, Ýzmir Valiliðine yeni atanan Fazlý GÜLEÇ’e, Bergama konusuna gereken ilgiyi göstermesini söylemiþ. Ýl Yönetiminin istekli çalýþmalarýyla 1936 yýlýnda çevre ilçelerinde katýlýmlarýyla bir panayýr düzenlenmiþ ve çok ilgi toplamýþ. 1937 yýlýnda ise bu yýl 68.yýlý kutlanacak olan, Türkiye’nin en eski festivali olarak Bergama kermesi, çok görkemli bir þekilde “ATATÜRK ÞENLÝÐÝ” adýyla doðmuþ. Çünkü Ankara’da basýlan Ulus gazetesi ilk sayfasýna “ATATÜRK BERGAMASI, ATATÜRK ÞENLÝÐÝNÝ”, yapýyor diye baþlýk atmýþ. Bu bilgileri müze Müdürlerimizden ihsan DÝRÝM’in notlarýndan yararlanarak yazdýk.

2- ATATÜRK Bergama’ya gelen yabancý misafirlerin konaklanmasý ve ilmi çalýþmalarýn yapýlmasý için, üst katý otel, alt katýda kültür, turizm, toplantý  ve sosyal çalýþmalarýn yapýlmasýna tahsis olunacak, Ege Bölgesi’nin Modern Turistik otelinin yapýlmasýna kýsa zamanda baþlanmak konusunda ilgililere gereken talimatý vermiþ. Ýzmir’den gelen ilgililer kaymakamlýkta, Belediye Baþkanýnýn ve Partili yöneticilerinde katýlýmý ile belediyeden inþaatýn arsasý tahsis edilerek, inþaatýna hemen baþlanmýþ. Küvetli banyosu, tuvaleti içinde, müstakil balkonlu büyük odalar, içerisi ise zamanýn en güzel ve en iyi mobilyasý ile mefruþatýyla hazýrlanmýþ. (Bergama Palas Oteli) diðer adýyla (Ýlim Evi) birinci Bergama Kermesi yetiþmiþ ve konuklarýný aðýrlamýþtýr. Bu kýsmýn bilgilerini Sarraf Hikmet ÖZERÝNÇ’ten aldýk. (Belediye Baþkanlarýmýzdan)              

3-Bergama’nýn geyikli daðý Kaynak Suyuna Kavuþmasý Eski adý Uzunçarþý olan, Hükümet Önünden Ýstiklal Meydanýna kadar uzanan caddede, köþe baþlarýnda Kollu Tulumbalar, sokak baþlarýnda ise Çýkýrýkla su çekilen kuyular varmýþ. Askelipon’a giderken halkýn buralardan su ihtiyacýný karþýladýklarýný gören ATATÜRK, Bergamalý Yöneticilere “Burada kaynak suyu þebekeniz yok mu?” diye sorunca ilgililer “var fakat yetersiz, onu da Alay’a baðladýk. 30 kilometre uzakta Geyikli Daðýnda çok güzel ve bol kaynak suyu var, yalnýz getirilmesi çok zor” dediklerinde ATATÜRK “ulusumuzun aþamayacaðý hiç bir zorluk yoktur. Ýhtiyaç olacak, borularla, diðer malzemeler devletçe saðlanacak. Ayrýca ödenek te çýkartýlacak. Fakat su yolu kazýlarýný sizler yapacaksýnýz” diyerek geldiði anda tanýþtýðý Bergama Müftüsü Geyikli Daðý Suyunun getirilmesinin en selahiyetli kiþisi olarak görevlendirmiþ. Borular ile demir ve çimento gibi gerekli malzemeler Soma ve Menemen istasyonlarýna kadar Trenle, oradan Bergama’ya Kamyonlarla ve su yolu boyunca da Manda Arabalarý ile taþýnmýþ. Bergama Müftüsü’nün özenli ve istekli çabalarýyla, su yollarý Bergama’lýlar ve köylü vatandaþlarýmýzýn gayretli çalýþmalarý ile Askeri Birliklerimizin de kýymetli yardýmlarýyla geyikli Suyu þehre ve Askeri Birliklerimize verilmiþ. Ýlk sokak çeþmesi de o zaman ki Orta Okulun köþesine yapýlmýþ. Þimdi o çeþme cadde düzenlemekleri nedeniyle eski yerinden alýnýp yine lise’nin duvarýnda bu kez mermerden inþa edilmiþtir. Yalnýz bir eksiði var, eski çeþme de yazýlý olan “13 Nisan 1934 günü hatýrasý ATATÜRK ÇEÞMESÝ” yazmýyor artýk. Bu konuyu da Belediye’nin Su Ýþletmesi Þefi nazým ÖZMERAL Bergama eski içme sularý dosyasýndan yazdýrdý.

4-Ýzmir  - Bergama arasýndaki (Þose Yolun) dar ve bazý yerlerinin bozuk olmasý, yoldaki tahta köprülerin beton yapýlamasý için ATATÜRK, Ýzmir Valisi Kazým Dirik Paþaya, Ýl Bayýndýrlýk Müdürlüðüne görev vermesini söylemiþ. Kýsa bir zamanda adý geçen Þose Yol 2 metre daha geniþletilerek, tahta köprüler beton köprülere dönüþtürülmüþ, çok bozuk havalarda yolcularýn barýnmasý için bekleme binalarý inþa edilmiþ. O zaman nakliye at arabalarýyla yapýldýðýndan 8 ila 10 saatte, motorlu vasýtalarla 5 saatte gidiliyormuþ. Bergama’nýn en büyük sorunlarýndan biri de Bakýrçay’ýn kýþýn taþarak Mayýs ayýnýn sonuna kadar bütün araziler su altýnda kaldýðýndan, tarým da büyük aksamalar oluyormuþ. Bergama’lý yetkililerin durumu bildirmeleri üzerine ATATÜRK, Ýzmir Ýl Baþkaný olan Hacim Muhittin ÇARIKLI’ya not aldýrtmýþ. Sorunun bir an önce halledilmesini istemiþ. Bahar aylarýnda gelen iki adet direkli ve çekme kovalý, çek güçlü (Kazý makinesi) ile çaydan 100 metre kenardan olmak üzere yapýmýna baþlanarak (Bakýrçay Seti) 3 yýllýk bir sürede, büyük bir kýsmý bitirilmiþ ve Bergama ovalarý sel baskýnlarýndan kurtulmuþ. (Mustafa Haluk ÖKÖREN’in notlarýndan.)

5-  Sportif çalýþmalar olarak Ojavale, Okçuluk, Cirit-Cop, Kýlýç-kalkan, Atletizm ve Futbol takýmlarý kurulmuþ, þimdiki Ýzmir garajýnýn olduðu yer ile Orman Müdürlüðünün olduðu alan Spor Sahasý olarak inþa edilmiþ. Müsabakalar ve Kermes Þenlikleri burada yapýlmýþ. Ýl yönetimince Bergama belediyesinden Caddelerin geniþletilip aðaçlandýrýlmasý, Tratuvarlarýn düzenlenmesi, parklar ve çocuk bahçeleri yapýlarak, þehrin güzelleþtirilmesi, altyapý çalýþmalarýna önem vererek þehrin imar planýnýn hazýrlanmasý istenerek gerekli ödenek ve ekip ihtiyacý Ýl Yönetimince saðlanmýþ.

 Atýcýlýk, okçuluk, Cirit-Cop, Kýlýç-kalkan, Bergama atýcýlar Kulubü Baþkaný Kemal TANOL’dan  spor sahasý, Atletizm, futbol Hilmi BALAY ve Aslan ERGEN’in anlatýmlarýndan.

Þehrin güzelleþtirilmesi ve kalkýnma çabalarý Ýhsan DÝRÝM’in anlatýmlarýndan.

ATATÜRK gezi planlarýndaki diðer ilçelere de ulaþmak için artýk Bergama’dan ayrýlma zamaný geldiðinde, geliþindeki kalabalýðýn iki katýna çýkmýþ olan halkýn çok büyük tezahüratý ve coþkulu sevgi gösterileri ile Gazi Mustafa KEMAL, paþalarýný uðurlamasýna, elleri ile Allaha ýsmarladýk iþareti yaparak Dikili, Ayvalýk ve Edremit’e gitmek için Bergama’dan ayrýlmýþ çok az bir zaman içinde olsa Ulu Önderiyle dopdolu olan Bergama, ATATÜRK’ün gidiþiyle bomboþ oluvermiþ.

70 yýl önce 13 Nisan günü Onurlandýrdýðý Bergama’da kaldýðý 3-4 saatlik bir sürede, ilçemizin kaderiyle yoðrularak, kader çizgisini çizip deðiþtirivermiþ. Ýþte bunun için bütün 13 Nisan’larý ATATÜRK ÞENLÝÐÝ’miz olarak büyük törenlerle kutlamalýyýz. ATATÜRK’ün adýný taþýyan Yüksek Okullar, Ormanlar, Bulvarlar, Parklar, Kütüphanaler ve yetiþen yeni neslin çocuklarýna ATATÜRK’ümüzü tüm yönleriyle kapsamlý bir þekilde tanýtan paneller ve Konferanslar düzenlemeliyiz. Türkiye’de beþinci halkevi olarak inþa edilen Bergama Halkevinin yýkýlan yerinde yapýlan Cumhuriyet meydanýmýzýn baþýna birde ATATÜRK ilavesiyle ATATÜRK CUMHURÝYET MEYDANI diye bir yazý konulsa diyorum, siz ne dersiniz? Çünkü Ulu Önderimiz Büyük ATATÜRK’ümüz her an anýlýp, anlatýlmasý gereken bir önder, Ulusumuz için sönmeyen bir GÜNEÞ, bitmez tükenmez bir HAZÝNE’dir. Atatürk’ümüzün, Ýsmet Ýnönü’nün, Cumhur baþkanlarýmýzýn, devlet Büyüklerimizin ve Yabancý Ülke temsilcilerinin Bergama’yý ziyaretlerine ait bilgiler ile Bergama’ya ait çok yönlü araþtýrmalarý içeren deðerli bilgiler 9 klasörlük evraklar, Halk Eðitimi Derneði’nce ciltletilerek, Halkevinden miras gelen, Bakanlýklardan gönderilen ve satýn alýnan kitaplarla 24000 ciltlik Kitaplýk, araþtýrma evraklarýmýzla birlikte Ankara’dan gelen bir týra yüklenerek Mili Kütüphaneye gönderilmiþ. 1961 yýlýndan 1987 yýlýna kadar Halk Eðitim Merkezi kültür Kolu olarak yaptýðýmýz çok önemli ve Bergama’nýn Halk Bilimine ve diðer yönlerine ait bütün bilgiler Bergama’dan gitmiþ. Kardelen Gazetesi’ne yazdýðým bu bilgiler elimizde kalan çok az sayfalardan derlediklerimdir. Bu kadarýný saklayabildiðim için çok mutluyum.

Yazýmýn baþlýðýný ATATÜRK BERGAMA’sý olarak yazmamýn nedeni, 1937 yýlýndaki birinci Bergama kermesi’ni kutlamak gereði ile General Kazým DÝRÝK’in gönderdiði Tebrik Telgrafýnda “ATATÜRK BERGAMA’sýnýn muhterem insanlarý “ diye baþlayan tümcesinden esinlenmemdir. Mustafa Haluk ÖKEREN’in notlarýnda 13 Nisan’la ilgili yazýmý bitirirken, konularda isimleri geçen ve bugün artýk aramýzda bulunmayan deðerli insanlarýn, anlatýlarý yazýlarý ve notlarýndan yararlandýðýmýz kaynak kiþilerin manevi varlýklarýný saygýyla anarak, Ruhlarýnýn þad, Mekanlarýnýn cennet olmasýný Allah’tan diliyorum.            

 

Atatürk’ ün Bergama’ ya Geliþi 13 NÝSAN 1934
Nisan 1934' te Atatürk, Ýzmir ve yöresini kapsayan l haftalýk geziye çýkmýþtýr. Bu nedenle 9 Nisanda Ýzmir'e gelmiþ, önce Selçuk ve Kuþadasý’ný gezmiþ, daha sonra da Bergama, Dikili, Ayvalýk, Edremit üzerinden Çanakkale'yi ziyaret etmeyi planlamýþtý.

Gezinin Amacý: 1- Ýtalya'da faþizm düzeni kuran Benito Mussolini, saldýrgan bir tavýr takýnmýþ, Akdeniz’i bir Roma gölü yapacaðýný söyleyerek bizi de içine alan tehdit oluþturmaya baþlamýþ ve böylece II.Dünya Savaþýnýn ilk kývýlcýmlarýný yaymýþtýr. Atatürk daha 1934 yýlýnda ikinci genel savaþýn belirtilerini sezmiþ ve bunu konuþmalarýnda açýk açýk vurgulamýþtýr. Oysa "yurtta barýþ, dünyada barýþ" diyebilen tek devlet adamýdýr. Hatta bu doðrultuda 9 Þubat 1934'te Balkan Antantý imzalanmasý için Yunanistan,Yugoslavya ve Romanya ile anlaþmýþtýr. Bu güvenlik ve iþbirliði antlaþmasýnýn amacý Ýtalya’nýn saldýrganlýðýdýr. Fakat barýþçý amaçlý, savunma iþbirlikçi, güvenlik kuþaðý oluþturucu niteliktedir. Birlikte imzalanmasý da caydýrýcý özellik yansýtmaktadýr. Þimdi bu nedenle Atatürk, Ege sahillerini gezmekte, yer yer askeri denetimler yapmakta ve böylece Türk ulusunun pasifize görülmemesini, kararlý, dirençli, inançlý, güçlü ve birlik içinde dinamizmini gören gözlere bir kez daha göstermek istemektedir. 2- Bu gezinin baþka bir amacý da Atatürk'ün halkýyla kucaklaþmasý, ülkenin durumunu ve yaptýðý devrimlerin yerleþme oranýný izlemekle ilgilidir. 36 Osmanlý padiþahýndan sadece II.Mahmut yurt gezisine çakmýþ ve halkýný, ülkesini tanýmak gereðini duymuþtur. Atatürk ise ulusal egemenliði yani halk idaresini kurduðu için halka gitmek, mesaj almak ve vermek durumundaydý. Halkýn isteklerini, beklentilerini topluyordu ama daha da ötesi nelere layýk olduðu hesabýný yapýyor, çað deðiþtiren yenilikleri benimsetmeye, düzeylerini yükseltmeye çabalýyordu. Kýsacasý bu soylu ve fakat yoksul ulus, ezilmiþ ve istemlerini bile dile getirmekten aciz býrakýlmýþ halk uyandýrýlmalý, uyuþukluktan kurtulmalý, kadercilikten sýyrýlmalý, cahillikten arýnmalý, üretken ve mutlu olmalýydý. Zincirleme devrim halkalarý acaba algýlanýyor mu, aksýyor mu, aksatýlýyor mu, savsaklanýyor mu? gözlemek istiyordu. Koca Gazi, Trablusgarp, Çanakkale, Kafkas, Filistin savaþlarýnýn önderi, Kurtuluþ Savaþýnýn lideri, Cumhuriyetin kurucusu, karizmatik adam, efsane kiþi iþte Bergama'ya geliyordu. Ýki ay önce Bergama' da Halkevi açýlmýþtý. Halkevleri, Kemalizm’in odak noktalarýydý. Atatürk, bu kurumu kutsayacak, gönüllere ateþ koyup gidecekti. Bergama çok krallar görmüþtü ama, ilk kez bir cumhurbaþkaný ile karþýlaþacaktý. Bergama'da 1933'te ortaokul açýlmýþtý ve müze açýlmasý düþünülüyordu. Bunlarla bile Atatürk ilgileniyordu. Her yerde olduðu gibi Bergama' da kabuk deðiþtiriyordu.

Bergama’ ya Giriþi: Ýzmir Garajý ötesinde halk toplanmýþ bekliyordu. Atatürk, üstü açýk bir araba ile saat 11.00 sýralarýnda geldi. Yanýnda Kurtuluþ Savaþýnda süvari komutaný olan General Fahrettin Altay, Ordu müfettiþi Ýzzettin Paþa, Ýzmir Valisi Kazým (Dirik) Paþa ve Ýzmir CHP Ýl Baþkaný Hacim Muhittin (Çarýklý) bulunuyordu. Bergama Lisesinin (þimdi Anadolu Öðretmen Lisesi) o zaman ana bina ortaokul olarak hizmete açýlmýþtý, önünden Stadyumun olduðu taraflar bomboþtu, tarlalar, baðlar vardý. Yol boyu, tepeler, bayýrlar insan kalabalýðýndan geçilmiyordu. Atatürk gelince coþku artýyor, dalgalanma oluyor, fakat hayranlýk ve meraktan ötürü sessizlik artýyor, öylece seyrediyorlardý. Atatürk, eski Ýzmir garajýnýn yakýnýnda askeri kuvvetlerin bulunduðu eðitim alanýna gitti. Burada Atatürk’ü askeri törenle karþýladýlar.

Askeri Denetim Yaptý: Eðitim alanýnda piyade, süvari ve topçu kuvvetleri tam donanýmlý ve sefere hazýr durumdaydý. Atatürk aralarýnda gezindi, denetledi ve bazý sorular sordu. Denetleme bittikten sonra, askerin durum ve tutumunu deðerlendirdi. Bazý küçük dereceli subaylarý onurlandýrdý, bazýlarýnýn adlarýný aldý.

Askeri Tatbikat Yaptýrdý : Denetim bittikten sonra Atatürk oradaki bir taþýn üstüne çýkýp (Anadolu lisesi bahçesindeki Atatürk anýtýnýn altlýðý) asker ve subaylara þöyle komut verdi: "Karþý tepenin ardýnda (Dikili Sultan Bayýrýný göstermiþtir) düþman olduðu haberi gelmiþtir. Herkes görev baþýna, düþman yok edilecektir". Bu komut üzerine ortalýk toz dumana karýþtý, top baþý yapýldý, yürüyüþ kollarý ve atlýlar harekete geçtiler. Askerin durum alýþýný beðenen Atatürk, sonucu daha sonra öðrenmek üzere alandan ayrýldý. Son derece memnundu.

Halkla Birlikte Ýleri: Atatürk, arabasýna binip, þimdi yýkýlan Cumhuriyet Alanýndaki Halkevine gelebilirdi. Fakat bunu yapmadý. Halkýn arasýna karýþmak istiyor, onlarla göz göze gelmek, selamlaþmak, yol boyu konuþmak amacýný güdüyordu. Ýlerledikçe park ve müzenin olduðu yamaçlarda gençler, kadýnlar, öðrenciler büyük bir merakla onu izliyorlardý. Atatürk, önlerinden geçtikten sonra da peþine takýlýyor, onu izliyorlardý. Hükümet binasýnýn önünden, meydana vardýðýnda kalabalýk arttý. Orta boylu bir insan olmasýna karþýn, yanýndaki iri ve uzun paþalardan daha çok dikkati çekiyordu. Çok etkileyiciydi, ilk anda o göze çarpýyordu. Üzerinde gri golf giysiler, elinde bir bastonla ilginç bir görünüm veriyordu.

Atatürk Kýzýyor : Yol boyunca ve karþýlama sýrasýnda erkekler, gençler, öðrenciler ve baþý açýk kadýnlar, güzel giyimli kýzlar dikkat çekmektedirler. Ancak Halkevine yaklaþýrken ve hatta Asklepion’ a gidilirken asýl kalabalýktan ayrý, sokak baþlarýnda kümelenmiþ kadýnlar Atatürk'ün gözünden kaçmadý. Bu kadýnlar çarþaflý, peçeli görünümdeydi. Elbette Atatürk'ü görmeye gelmiþlerdi, fakat bekçiler engellemek istiyorlardý. Çünkü bu kýyafetleri ile Atatürk’ün görmesinden çekiniyorlardý. Parti yöneticileri böyle önlem aldýrmýþ, gözden ýrak tutulmalarýný düþünmüþlerdi. Ne var ki Atatürk onlarý gördü, hem de kadýnlarýn itelenip kovalanmak istendiðini fark etti. Kýzgýnlýkla yanýndakilere dönerek: “Halkýmý benden uzak tutmayýn, niçin böyle davranýyorlar" diye sordu, güvenlik için diye uydurma yanýtlar alýnca, kýyafet devrimine uymadýklarý söylenmeyince, Atatürk gibi birisi derhal anladý ve -halkýn bunda kusuru yok, yetkililer görevini ihmal etmiþ- diye sert biçimde çýkýþtý. Oysa Atatürk, yurt gezilerine yanýnda Afet Ýnan gibi öðretim üyeleri ile çýkarak halka mesaj veriyordu. Zorlamadan, kanun emri yapmadan özendirmek istiyordu. Ona bir yabancý gazeteci sormuþtu: -Kadýnlarýn yasa, buyruk, baský olmaksýzýn yüzlerini açmalarý nasýl baþarýlmýþtýr? diye ve Atatürk espri, zeka, yöntem dolu þu yanýtý vermiþti: -Evet, hiçbir zorlama, kanun yaptýrýmý uygulamadýk. Biz sadece güzel bayanlar yüzlerini açabilirler dedik, hepsi açtý, demiþtir.

Halkevinde Öðle Yemeði: Halkevine giren Atatürk, elini yüzünü yýkayýp, biraz dinlendikten sonra Konferans salonunda bir masaya oturdu. Konuklar ve Bergamalýlar çepeçevre masalara dizildiler. Etli güveç, pilav ve yoðurt getirdiler. Atatürk özellikle yoðurdu çok beðendi ve bir tabak daha isterken "-Ýþte Türkün halis gýdasý, bizim halkýmýzýn saðlýklý, zeki ve çevik olmasýnda bu ata gýdasýnýn yeri büyüktür" diyordu.

Gençlerle Söyleþi: Halkevine, Atatürk’ ün yanýna girenler, önceden partiden yaka kartý alabilmiþ kimselerdi. Bu kiþiler, Atatürk’ ü yakýndan görebilen, O’ nunla konuþabilen ve O' na hizmet edebilen mutlu kiþiler olmuþlardý. Ýþte bu mutluluðu tatmýþ bilge kiþilerden biri de Mustafa Boyacý' dýr. O zamanlar 18 yaþýnda olan Mustafa Boyacý izlenimlerini þöyle anlatýyor : "Bir ara Atatürk, parti bayraðýndaki altý ok’un anlamýný sordu. Etrafýndaki gençler arasýnda bulunan Belediye Baþkaný Nazif Bey'in oðlu Vehbi (Özçelik) atýldý: -Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçýlýk, Laiklik, Devletçilik, Ýnkýlapçýlýk diye saydý ve ne anlam taþýdýklarýný söyleyince Atatürk çok memnun oldu. Bunun üzerine altý ok'un en uzun olaný hangi ilkeyi gösterir diye daha ilginç bir soru sordu ve yine Vehbi, laiklik diye hemen yanýtladý. Atatürk coþku içinde, laikliðin ne denli önemlilik taþýdýðýný gençlere anlattý".

Atatürk Asklepoion' da (Ayvazali) : Halkevinden ayrýlýrken, gençlerin bilgili ve çalýþkan olmalarýný görmekten övünç duyduðunu söyleyip Asklepion' u ziyaret için hareket edildi. Halk arasýnda Ayvazali denilen ilkçað saðlýk yurduna gidilirken yine yol boyu kalabalýklarla karþýlaþýldý. Atatürk, üstü açýk arabadan halký selamlýyordu. Çarþaflý kadýnlara müdahale edilmesini yine önledi. Atatürk'e güvenlik saðlamak için kalabalýðý gerilettiklerini söylediklerinde: "Benim halktan çekincem yok, böyle davranmayýn” dediði duyuldu. Antik yerleri gezerken Osman Bayatlý ve Alman Arkeologlar açýklama yapýyorlardý. Eski Yunan ve Roma uygarlýðý üzerine hayranlýk derecesine varan anlatýmlar yapýldýkça Atatürk sýkýlmaya baþladý ve bir ara: "Biraz daha kazarsanýz, Türkün çarýðý çýkar" diyerek yabancý hayranlýðý yerine, Türk kültürüne aðýrlýk vermek gerektiðini çok güzel bir biçimde dile getirdi. Üstelik 1934 yýlý, Türk Dil Kurumu’nun en etkili olduðu yýllardý, öz-kültüre, Türkçe’ye ve yazýmýna yýllarýn gölgelemesinden sonra yoðun olarak döndüðümüz yýllarý yaþýyorduk. Herkesin Öz-Türkçe soyadý aldýðý 1934' teydik. Osman Bayatlý, Asklepion tiyatrosunda beraberindekiler ve arkeologlarla bildiðimiz fotoðrafýný çekti. Bu fotoðrafta Atatürk’ün yanýnda Fahrettin Altay, Kazým Dirik, Hacim Muhittin Çarýklý, Ýzzettin Paþa, Alman arkeologlarý Hanson, Deubner, Ziegenaus görülmektedir.

Atatürk’ ün Ayrýlýþý : Atatürk gelecek diye tüm Bergama çarþý ve sokaklarý süslenmiþ, bayraklarla donatýlmýþtý. Ancak gezi programý yoðun olduðundan acele ediliyordu. Asklepion dönüþü hala daðýlmayan kalabalýða "Allahaýsmarladýk, Allahaýsmarladýk" diye el sallayýp vedalaþtý. Bergama’ dan ayrýlan Atatürk-Dikili-Ayvalýk yönünde gezisini sürdürecekti.

Ýzlenimler ve Yankýlar : Atatürk’ümüzün Bergama’ya geliþleri, þehrimizde büyük izler býrakmýþtýr. Ebedi Þefin sözleri, tutum ve davranýþlarý dikkatle izlenmiþ ve bize vermek istediði mesaj ve uyarý incelikle algýlanmýþtýr. Bu konuda ilk tavýr Bergama Halkevi’nde Mayýs 1934’te kadýnlarýn yaptýklarý toplantý ile ortaya çýkmýþtýr. Bu toplantýda bayanlar çarþaf ve peçe gibi Arap kölelerinin giydiði çaðdýþý kýyafetlerden arýnarak kýlýk-kýyafetlerine çeki-düzen vermiþlerdir. Böylece 13 Nisan’ý Türk kadýnýnýn sosyal hayatta yerini almasý düþüncesi için bir atýlým günü kabul etmiþler ve o gün Halkevinin önünde çarþaf ve peçeleri yýðarak ateþe vermek biçiminde kutlamaya baþlamýþlardýr. Bayan Nezihe baþkanlýðýnda, Þekibe Ýhsan, Sabriye Sabri, Ýsmet Abdülkadir, Müzeyyen Selim’den oluþan bu kurula, Bergamalý kadýnlar içtenlikle destek vermiþlerdir. Atatürk'ün cesaret ve coþku verdiði Halkevi yöneticileri de yoðun çalýþmalara girmiþler, sosyal etkinliklerini arttýrmýþlardýr. Atatürk’ ün Bergama'yý ziyaret ettiði yýl Türk Dil Kurumu, dilde özleþme konusunda çok baþarýlý bir yörünge çizmiþ, yine o yýl soyadý yasasý çýkmýþ ve tüm ulusun soyadlarý Türkçe sözcüklerden oluþturulmuþtur. Bu nedenle Bergama Halkevi, edebiyat, köycülük kollarý Türkçe tarama çalýþmalarý yapmýþlar, bir çok terim, deyim, sözcük, atasözü ve deyiþler derlemiþlerdir. Ýzmir Postasý, Yeni Türk Dili ve Halkýn Sesi gibi basýn organlarý bu konuda yazý yarýþmalarý açmýþlardýr. Bergama halký, bu yarýþmalara büyük ilgi göstermiþtir. Ayrýca Bergama Halkevi temsil kolunun 10 bayan ve 42 baydan oluþan ekibi “Çoban" ve "Özyurt" temsillerini hazýrlamýþ, hatta Dikili ve Akhisar'a kadar turnelere çýkmýþtýr.